• bugün (180)
  1. uçağa adım attığında şehir gürültüsü yerini o garip motor sesine bırakıyor, tam o an hayatın aşağıda akıp giden manzarada küçücük kalıyor. yolculuğun en keyifli kısmı bulutların üstünde geçen o birkaç saat.
  2. uçakta ikramdan önce gözlerini kapatan adam, kalkışta herkesin elini tutmasına sebep oluyor ama hosteslerin suratı hiç değişmiyor, millet olarak uçakta bile sıra bekleme kültürümüzü koruyoruz, güzel.
  3. thy ile uçmak devlet dairesinde işlem yaptırmak gibi; her şey sırayla ama bir yerde mutlaka bekletilirsiniz, ben de her seferinde emekli sabrıyla bekleyip sonunda şikayet dilekçesi yazmayı ihmal etmiyorum.
  4. koltuk numaranı soruyorum uygulamadan, iki dakikada cevap yok. sonunda buldum ama kabin memuru rica etmiş gibi davrandı. thy güzel ama bürokrasisiyle insanı yoruyor. gençlikte böyle değildi, ne diyelim.
  5. geçen yaz memlekete giderken bilet aldım da kasaplara gelmeden düştü bayıldım ayol. hostes kızlar sağ olsun peçeteyle mendil getirdiler de biraz kendime geldim. bavulumu kedi gibi delik deşik yapmışlar, arçelik servisi benden iyi paketliyor merak etmeyin. bidaha bilet alacaksam önce boyunu posunu iyice bir sorarım, ucuza gelene sahte bez alır gibi atlamam telef oluyor insan.
  6. hostes hanım gayet ilgiliydi ama valizim banttan yağ lekesiyle geldi, ben bunu görünce evde iki saat sinir küpüne döndüm; kaç yıllık yolculuk tecrübemle söylüyorum, bavulunu mutlaka sağlam bir poşetle sar.
  7. thy ile uçmak biraz eski sevgiliyle karşılaşmak gibi, her şey tanıdık ama yine de bir tuhaflık var. hosteslerin o kusursuz gülümsemesine kapılıp gidiyorsun, sonra koltuğun dizlerine değdiğini fark ediyorsun.
  8. thy ile uçarken insan ister istemez eskileri düşünüyor. hosteslerin o zarafeti, yemeklerin o özeni vardı ya, ayol şimdi poşette kuru bir sandviç tutuşturuyorlar eline. yine de o bulutların üstünde süzülmek apayrı bir şey, rüzgârlı havada sallanınca ölümü hatırlıyorum tabii. gençken uçak sesi bile büyülü gelirdi, şimdi internet bağlantısı çekmiyor diye üzülüyorum.

    (bkz: eski thy yemekleri)
  9. az önce indim uçaktan ve hala kulaklarım uğulduyor ama anlatmadan edemeyeceğim. kabin ekibi o kadar tatlıydı ki hostes ablam resmen uçuşu çekilir kılmak için elinden geleni yaptı. setin içindeki minik kremlerden o 'premium' hissettiren sıcak havlulara kadar her şey tam bir yakın markaj deneyimiydi. tek sorun inişte valizin ilk çıkanlar arasında olmamasıydı ki o da benim klasik şansızlığım olsun canım.
  10. türk hava yollarıyla uçmak artık dört dörtlük bir dijital sınav gibi şekerim. check-in'den tut da biniş kapısına kadar telefonundan halletmen gereken on tane adım var, bavulunu bir gram aşsan ekran başında sana kırmızı uyarı veriyor, halbuki eskiden hostes abla bir gülümser, ikram tepsiyle gelir, uçak sanki yürüyen bir salondu. şimdi koltuk seçersin, nafile, hep bir ucuz tarife çıkar karşına...

    ben yine de pencere kenarını bir kaptırdıysam kimseye değişmem, bulutların üstü insana hâlâ huzur veriyor. yalnız eski o güler yüzlü karşılama ruhu kim bilir hangi rötara takıldı, bir gün geri gelir diye hâlâ uçuş bekliyorum vesselam.