• bugün (200)
  1. görüntü kalitesi ve kare kompozisyonu açısından dönemin bütün işletim sistemlerinden stabil çalışan bir insandı. çektiği filmlerde hissiyat üretimi stüdyoda nasıl copy paste yapılmaz dedirten cinsten bireysel mod işliyor. bugun bir streaming servisinde izlerken grafik kartı takılmıyor, ama ben hep filtreyle oynamış dijital neslim, o yüzden siyah beyaz bir turuk kesitini 4x yavaşlattığın anda her şey parlamaya başlıyor. gözlerinde flare efekt var resmen. kimi eleştirmen hızlı geçişleri sever, ben ise ara sahnede donup kareyi analiz eden ultra hd takıntılı tiplerdenim. açıkcası kadrajın içinde duruşu, bakış açısını belirliyor; bu argüman doğrudan film ortdıbını kilitleyen dünya görüşünden geliyor. ne diyeyim, methiye değil teknik maaşallah: veri iletimi hiç bozulmamış. babam kasedi çarpıktı der ama umarım içimdeki retro hd bu denbeni korur. bu tarz literatür incelemesiyle sinema bölmede güzel olur. bu tarz sahne geçişlerini modifiye etmek ise ayıptır. bu tarz sinema icat çıkarmak yerine mevcut performansı overclock etme sürecidir.
  2. gurbette olunca insanın içi bir başka sızlıyor, türkan şoray deyince aklıma hep evdeki o eski filmler geliyor, ne kadar uzakta olsak da aslında hep yanımızda o yeşilçam büyüsü.
  3. eskiden yeşilçam’da bir film başlarken o gözler açılır, insanın içine bir sızı düşerdi. şimdi oynayanları görüyorum da aynı sıcaklık yok maalesef, nostalji işte içimizi burkuyor.
  4. o bakışlar her şeyi anlatırdı, bir susar perde yarılırdı. ne melodram ne gözyaşı, sadece o gözlerde bir hayat vardı.
  5. bütün filmlerinde o derin bakışlarıyla insanın içine işlerdi, sinema tarihimizin en zarif hanımefendilerinden biri.
  6. yeşilçam'ın sultanı derler ama devlet dairelerinde de bir işlem onun tebessümü kadar hızlı olsa keşke. bir filminde gördüğün o zarafeti hatırla, bugünün oyuncularında yok bu tarz bakınız: eski yeşilçam
  7. türkan şoray denince aklıma ilk gelen şey, o büyüleyici bakışları değil de, bir gün televizyonda izlediğim bir röportajı. orada ‘hayatımdaki en önemli şey ailem’ demişti. ben de ev hanımı olarak onu çok anlıyorum; sahne ışıkları değil, evdeki huzur önemli. filmlerini izlerken hep ‘acaba bu rolü ben nasıl oynardım’ diye düşünürüm ama yok, o iş başka. kendine has bir duruşu var, gerçek bir efsane.
  8. türkiye'den uzakta yaşayınca insanın özlemi daha bir başka oluyor, hele türkan şoray gibi bir sanatçıyı anmak bile memleket havası almak gibi bir şey.