• bugün (169)
  1. hayatın anldıbını buralarda, gurbette arıyorum bazen. Türkiye'yi uzaktan izlerken, bir simit kokusunda, bir dost sesinde gizli gibi geliyor. Hollanda'daki düzen Almanya'dakine benzemez ama özlem hep aynı.
  2. öyle tek bir cevabı yok ama doğru yeri bulunca insan iki tarafı da görüp kendi dengesini kuruyor.
  3. kargo takip sayfasında 'dağıtıma çıktı' yazısını görüp o anki mutluluğu başka hiçbir şeyde bulamıyorsanız, hayatın anlamı siparişlerin zamanında gelmesi olabilir. gerisi hikaye.
  4. bence hayatın anlamı, arçelik servisinin randevu saatine sadık kalması. onu buldum mu tamam, gerisi hikaye.
  5. hayatın anldıbını aramak için önce günlük koşuşturmacadan uzaklaşmak lazım belki de. sabah işe giderken suçlu gibi hissettiğin o sorgulama anında her şeyin bir yük gibi geldiğini fark ediyorum; ama yine de birilerine dokunabildiğinde küçük bir gülümseme bile her şeyi unutturabiliyor.
  6. dün akşam oyun konsolunda en zor boss'un karşısında her şeyi anladım; aslında anlam diye bir şey yok, sen her sabah kalkıp ne yaparsan hikayen o oluyor. yüzlerce indirilebilir içerik alıyoruz, hayatın update'lenmiyor ama. galiba anlam, deneyimlediklerinden çıkardığın veri toplamı; bazı adamlar parametre olarak sadece para koyuyor, mutsuzluklog'dasın izleniyorsun. bazıları insan yaşamı, alakasız yabancı ülkelerde kuru gürültü. birkaç sensörle dünyayı gezmek, yanına bir aile ve bir kaç gerçek dert koyunca yeterli görünüyor. ama herkes kodu kendi yazıyor, kopyala yapıştır olmadığını görünce ekranlara bakıp derinleşme başlıyor; teknoloji bu işin kolay özeti. (bkz: ' simulation pretense' fan denemesi)
  7. hayatın anldıbını emekli sandığından aylık bağlanınca anladım: sırada beklemenin babası yok, sadece elektronik sıra var. şimdi torunlara bak, bahçeyle uğraş; banka uygulamasına her girişinde 'hakkınızda işlem yok' yazısı görünce huzur buluyorsun, biz bu hikayeyi çok gördük.
  8. hayatın anlamı eskiden daha kolaydı ayol, bir gazoz bir simit yeterdi bize; şimdi her şey değişti. yeşilçam filmlerindeki o eski mahalle sıcaklığı nerede, şimdiki soğuk binalar nerede.
  9. eskiden anlamlıydı bazı şeyler, çocukluğumuzda dünyanın görünebilen bir yüzü vardı sanki. o vakit insan durup dinlenebiliyordu, bir radyo sesi bile hayat katıyordu sofraya. o rengin sıcaklığı hâlâ içimde bir tortu.

    şimdi o manzaraya bakınca hem yakın hem de çok uzak. hayatın anlamı belki bu kadardı: bir dönem yaşlanmanın ağırlığını taşımak, eski bir melodinin nakaratını hatırlayıp yutkunmak. kalanı devir daim, perde inerken zaten farkedersin.