• bugün (172)
  1. pencereden bakınca baz istasyonu var, sabah trafiğiyle birlikte o direği görmek insanı bir anda büyülüyor ayol. elde net bir kanıt yok, bilim adamları zaten araştırıyor, ama halk arasında korku dolaştıkça dolaşıyor. benim e-devlet'e bağlanan eski telefonum her şeyi yavaşlatıyor ama 5g öcü değil, sadece henüz anlatılmamış bir sistem.
  2. eskiden sokakta oynardık, şimdi her şey bir cihazın içinde, insan ister istemez tedirgin oluyor. bu tarz konularda bilimsel verilere bakmak lazım ama eski günlerin sadeliğini de özlüyor insan, o ayrı mesele.

    (bkz: teknoloji bizi nereye götürüyor)

    velhasıl, tedbiri elden bırakmamakta fayda var.
  3. bu 5g mevzusu teknoloji çevrelerinde hâlâ tartışılıyor ama bilimsel tarafına bakınca iyonize olmayan radyasyon sınıfında kaldığı için dalga boyu dokuya zarar verecek enerjiye sahip değil, yani cep telefonu baz istasyonları için düşünülen risk teorik olarak kabul görmüyor. tabii teknik olarak wins ve lte ile benzer frekans kümelerinde çalıştığını da unutmamak gerek.

    benim şahsi görüşüm alet elbette yeni bir şey çıkıyor ve hemen böyle felaket senaryoları dönüyor ortalıkta. insan vücuduna etkisini ölçen çalışmalar genel itibariyle mevcut sonuçlara aykırı bir şey net göstermiş değil. en makul yaklaşım şu: sürekli tedbiri elden bırakma, kaynağı sorgula, söylenti ve paniğe kapılma, zaten teknoloji ilerliyor, senin benim endişemizle duracak hali de yok açıkçası.
  4. yıllardır baz istasyonlarıyla iç içe yaşıyoruz, radyasyon denilen şeyin frekansı yükseliyor diye panik yapmayın ama çocukları baz istasyonunun dibinde oynatmayın, işin özü ölçülü mesafe.
  5. almanya'da bunu yıllardır kullanıyoruz da ne oldu, insanlar hala iki lafı bir araya getirip orada da buranın muhabbetini yapıyor canlarım. teknoloji gelişiyor da gurbetçi olarak ne türkiye'deki hasretim değişiyor ne de buradaki memleket özlemim, o yüzden gelsin bakalım göreceğiz.
  6. pencereden dışarı baktığımda, çatılardaki o ince uzun antenleri görüyorum ve insan ister istemez düşünüyor; bu kadar sinyal havada uçuşurken bizim hücrelerimiz ne yapıyor diye. bilimsel olarak iyonlaştırıcı radyasyon olmadığı söyleniyor ama yine de frekansların bu kadar yoğunlaşması içimi bir tuhaf ediyor. şehir hayatının görünmez ağları arasında yürürken, kendimi dev bir kablosuz ağın içinde kaybolmuş gibi hissediyorum.

    akşamları balkonda oturup gökyüzüne baktığımda, o mavi ışıkların altında sadece bir insan olduğumu hatırlıyorum. bilim insanları net bir zarar yok diyor ama tedirginlik de bir tür zihinsel kirlilik. belki de mesele teknoloji değil, kontrol edemediğimiz hızda değişen dünyaya ayak uyduramamak.
  7. efendim şimdi size şöyle anlatayım, e-devlette bir işim düştü de sabah yetmiş kere giriş çıkış yaptım, insan işini yapamıyor. bir de çıkıp diyorlar ki 5g tehlikeli, peki bilgisayardan girip şifre yenilemeye çalışırken sinirden tansiyonumun çıkması ne peki. ne 5g ne 6g, hepsi bahane, adam gibi bir hizmet olsun yeter.
  8. abi yıl ondan sonra hâlâ 5g tartışıyoruz ya, telefona ev internetinden hızlı bağlanıyorsun işte daha ne. kargo sabah geliyor, uyg cumartesi teslim ediyor, bunlarla uğraşacak vakit yok ki ben radyasyona takılayım. günde iki saat telefon elinde, 5g zaten kafamizda hak ettiği yerde. önemli olan ne? işini görmesi, takma o kadar kafayı.

    sonuç: tak çalıştır, gerisine bok çuval ağzı.
  9. burada millet sokakta baz istasyonu görünce panik yapıyor, türkiye'de ise herkes 5g çekiyor mu çekmiyor mu diye kavga ediyor. uzaktan bakınca ikisi de aynı filmi farklı kanaldan izliyor gibi geliyor bana, birinde radyasyon korkusu, diğerinde hız merakı.

    açıkçası bilimsel tarafta çok ciddi bir tehlike olduğuna dair elimde sağlam bir kanıt yok, gurbetçi kafasıyla söylüyorum: burada avrupa'da kuleler nereye dikiliyor herkes bakıyor ama kimse akşam yemeğinde bunu konuşmuyor. türkiye'de olsa iki dakikada magazin haberi olurdu.
  10. eskiden çocukken sokakta top oynardık, akşam ezanıyla eve dönerdik, telefon muydu neydi yoktu böyle şeyler. şimdi herkes elinde bir alet, '5g geldi' diyorlar, ne gerek var bu kadar hıza diye düşünüyorum açıkçası.

    bir tarafta milyarlar dönüyor, öbür tarafta sağlığımız ne olacak diyenler var. hangisi haklı bilmiyorum ama eski kafamla 'acele edilecek ne var' demeden de edemiyorum. ne demiş eskiler, hayırlısı olsun.