-
sabahın köründe açılan sayfalar, dakikasına randevu derken şehrin telaşı yeniden canlanıyor gözümde.
-
resmen hayat kurtarıyor ama bi yandan da sinir katsayımı yükseltiyor. randevu alana kadar yaşadığın o 'lütfen bekleyiniz' çilesi yok mu, işte onun için ayrı bir terapiye yazılmalı bence. en güzel tarafı da sms ile hatırlatması, yoksa ben unuturum kesin.
-
randevu alması kolay ama iptal edince birkaç gün bekleme derdi var, bu da ilişkilerdeki iletişimsizlik gibi can sıkıcı. her şeyin bir prosedürü var, insanın içini soğutuyor.
-
e-devlet randevu sistemi çıktı da eski pasolar gitti, o pasolara bir özlemdir gelir oldu. ne güzel sabah ezanına kalmaz bir adamın narasıyla mesai kapısının suratına bakardık. şimdi tıklıyorsun üç gün sonraki boşluğu gözlerken ekran kare gidip duruyor. en azından vazifeyi yapan doktor memurun kapısı önünde yerdekilere dönüştük, e devlet iyidir yine ama o eski kalabalıkta soluklanan insan muhabbeti kalmamış.
-
bu sistem çıkalı bizler bir rahat nefes aldık derken şimdi tıklıyorsun üç gün sonrasına boş yer var gösteriyor. adam randevuyu alana kadar sen gel bu saatlerde emekliliğimin keyfini sür, sonra da kuyruk hesabı mı yapıyorsun anlamadım. yine de ilkel defter dönemine dönmekten iyidir, bari sıranı bilirsin.
(bkz:
randevu alma çilesi)
-
saat 06.59'da hazır ol, 07.00'da her şey bitti; yoksa günlerce boş bakarsın ekranına, millet otomatik dolduran botlara küfür ediyor, ben diyeyim de.
-
şimdi bu e-devlet randevu işine girdiğimden beri bir haller oluyor bende. mesela hastane randevusu alacaksınız, giriyorsunuz sisteme, bir sürü doldur boşalt. ama nihayetinde randevuyu alıyorsunuz, geçmiş olsun. benim en çok takıldığım nokta, randevu saatine 5 dakika kala sistemin size randevunuzu hatırlatması. eyvallah da, o saatte müsait değilsem napayım o hatırlatmayı? üstelik bazı yerlerde randevu bulana kadar sayfayı yenile yenile parmak ağrısı çekiyorsun. yine de kimlik doğrulama falan derken işler kolaylaştı gibi, artık elimiz alıştı.