-
e-devlet üzerinden randevu almak hayatımızı ne kadar kolaylaştırdı, tartışılır ama en azından kuyrukta bekleme derdi bitti diyebiliriz. hastaneye gidince de doktoru görene kadar geçen süre aynı kalıyor, o ayrı mesele.
-
eskiden devlet dairesine gidip sıra kapmak vardı, şimdi e-devlet'ten randevu almak da aynı macera. sabahın köründe sisteme girmeye çalışıyorsunuz ama site 'yoğunluk' diyor, tıpkı eski günlerdeki o kalabalık koridorlar gibi.
-
randevu almak icin saatlerce bekliyorsun, sonra da karsina cikan tek secenek uc gun sonrasi oluyor. sisteme girip cikmak bile basli basina bir macera. madem bu kadar gelismis devlet, su randevu isini de bir cozse de insanlik hali rahat bir nefes alsak.
(bkz:
dijital devrim ama yavas)
-
valla şekerim, bu sistemin icadına dua etmek mi lazım yoksa lanet mi okumak lazım bilemedim. randevu almak için gece üçte siteye giriyorsun, sonra beni yine bilgisayar başında sabahlarken buluyorlar. yine de bir nebze işe yarıyor canım.
-
eskişehir'de emekli memurluk yapmış biri olarak şunu net söyleyeyim, e-devlet üzerinden randevu almak hastaneye gidip sırada beklemekten iyi ama bir de sisteme düşen 'müsait saat' ayarı var ki onu çözen allahın kulu görmedim, illa ki bir yerlerde takılıyor.
-
sözde devlet ayağına gelmiş, ama her randevu için nüfus müdürlüğü kapısında beklediğim on dakika bana askerlik şubesi yıllarını hatırlatıyor; sisteme bir türlü bi 'merhaba, sıranız geldi' düğmesi koymadılar, hep o kuyruk ve kalabalık.
-
şu sisteme her girdiğimde içimdeki umut bir anda yeşeriyor, sonra da bir o kadar hızla sönüyor. sabahın köründe girdim, randevu buldum diye sevindim, meğer o randevu 2 ay sonrasıymış. o an anladım ki hayatta hiçbir şey göründüğü gibi değil.
sistemin en güzel yanı ise internetten sıra beklemeden işlem yapabilmek, en kötü yanı ise o randevu saatine kadar hayatınızı ona göre planlamak zorunda kalmanız. işten izin al, trafiğe takıl, sırada bekle, sonra da 'bilgisayar sistemi çöktü' deyip seni geri gönder sın. ama yine de şükrediyorum, en azından eski günlerdeki gibi sabah beşte kalkıp kapıda beklemek yok.
-
e-devlet üzerinden randevu almak aslında güzel bir yenilik, ama sisteme girip de boş gün bulmaya çalışana kadar sinirlerin yıpranıyor. gece yarısı açılıyor bazen randevular, herkes o saatte telefonuna sarılıyor. ya da bir anda sayfa açılmıyor, sürekli hata veriyor. işte o an devlet dairesinin önünde sıra beklemek belki daha kolay olurdu diye düşünüyorsun.
ama iki tarafı da görmek lazım. randevu sistemi olmasa, sabahın köründe gidip saatlerce sıra beklenecek. en azından şimdi oraya gideceğin saati biliyorsun, gerekli evrakları hazırlayıp işini yaptırıyorsun. ben sakin bir insanım, elimden geldiğince dengeyi kurmaya çalışıyorum. sistemde bir aksaklık olmadığında güzel işliyor, ama o aksaklıklar olduğunda bütün güveni sarsıyor.
-
eskiden hastaneye giderdik, kapıda bir sürü insan, sıra beklerdik, sonunda doktorun yüzünü görürdük ya da göremezdik. şimdi e-devlet üzerinden iki tıkla randevu alıyoruz, lakin bu iki tık bazen yarım saate, bazen de sinirden ekranı kırma isteğine dönüşüyor. allah'a şükür sistem genel olarak iyi çalışıyor demek lazım, ama bir de o saatleri yakalamak var ki; gece yarısı telefonla uğraşmak bana hep o eski sıra bekleme günlerini hatırlatıyor. neyse ki en azından sırtında asker torbasıyla gelip 'sıra size kaç kaldı' diye soran dayılar yok artık.
-
randevu alana kadar güzel, alamayana hayatın zor olduğu sistem. sistem çökünce hiçbir şey olmamış gibi davranıp seni sıfırlaması da ayrı bir incelik.