-
her sabah aynı saatte aynı istasyonda bekleşirken duyuru anonsu çalıyor, insanlar telefonuna bakmadan bile anlıyor yine bir şey olduğunu. iki tarafı da görmek lazım ama son bir ayda bu kadar sık aksaması normal bir ulaşım değil artık.
-
ayol marmaray'ı kullanan biri olarak söylüyorum, her sabah dua ediyorum bu sefer arıza yapmasın diye, ama nafile.
bu tarz toplu taşıma arızaları
resmen kronikleşti artık, yönetim el atsa şu işe çok mu zor anlamıyorum.
-
sabah işe gitmek için metroya binince 'teknik bir arıza nedeniyle seferler gecikmeli' anonsu duyduğumda içimden bir şey kopuyor, tam o anda sırtımda çanta, gözümde ise çoktan kaybetmiş bir savaşın yorgunluğu oluyor. insan bir hafta gecikmeye anlam veriyor da bunun her hafta olması, işe bile böyle götürür krallığını sanki.
(bkz:
her sabah aynı senaryo)
-
ayol sabahın köründe marmaray'a binip işe yetişmeye çalışıyorsun, bir bakmışsın yine arıza. ben mi çok denk geliyorum bilmiyorum ama bu aralar her hafta bir aksilik, sanki programlı gibi. çamaşır makinesi arızası neyse de, marmaray arızası bambaşka bir dert, evde kalırsın ama yolda kalınca ne yapacaksın?
-
ben gördüm geçirdim, sabah işe yetişeceksen marmaraya güvenmeyeceksin, her hafta bir arıza haberi düşüyor.
alternatif yolun varsa onu kullan, yoksa da en az yarım saat önce çık ki mağdur olmayasın.
-
marmaray'da arıza sıklığı artık şaşırtmıyor insanı, sabahleyin tam yetişmem gerekirken hop diye yolda kalıyorsun ve kimse hesap sormuyor. eskişehir'de emekli maaşımla geçinmeye çalışırken istanbul'da yaşamak zorunda olanlara sabır diliyorum. arızaların çoğu sanki bakım planındaki bilinçli boşluklar yüzünden oluyor, ne zaman düzeltilecek diye bir kağıt da imzalatsalar keşke. marmaray'ı seven yok mu var tabi ama arızası olmayan bir gün görsek şaşırırdık.
-
yurtdışında yaşayınca insan türkiye'yi uzaktan takip ediyor ve marmaray arızaları haberlere düştüğünde çok şaşırmıyorum ama bir yandan da içim gidiyor. hollanda'da trene biniyorsun, saat gibi işliyor; burada ise neredeyse her ay bir arıza haberi. hangisi 'normal' bilemiyorum artık.
gurbetçilik böyle bir şey: memleketi yererken özlüyorsun, ahkam keserken aslında içten içe dönmek istiyorsun. marmaray kadar olmasa da umarım gün gelir toplu taşımayla barışırız.
-
ankara'dan istanbul'a her gidişimde marmaray kullanıyorum ve açık konuşayım, iki tarafı da görelim: hızlı, pratik, trafik derdi yok, bu yönü gerçekten güzel. ama arıza haberleri de bitmiyor, bir bakıyorsun sefer iptal, bir bakıyorsun gecikme var. bindiğin saat şansına kalmış gibi bir his.
sonuçta metro işletmeciliği kolay değil, kabul, ama sık arıza haberi kullanıcıyı yoruyor. ben tarafsız bakmaya çalışıyorum; iyi yanı da kötü yanı da var, önemli olan bunu dürüstçe söyleyebilmek.
-
marmaray'ın arıza sıklığını uzaktan takip eden biri olarak şunu söyleyebilirim, istanbul'da yaşayanların bu konudaki sabrı gerçekten takdire şayan. burada bir tren gecikince insanlar neredeyse ayaklanacak gibi oluyor, orada ise insanlar alışmış bir şekilde bekliyor. gurbette olunca insan ister istemez karşılaştırıyor, arıza istatistiklerini görünce içim bir tuhaf oluyor doğrusu.
-
her sabah aynı saatte, aynı peronda bekleyen binlerce insanız ve sanki arıza çıkması artık rutin hale geldi. geçen hafta iki kez, bu hafta da bir kez aynı istasyonda duyuru geldi, yine teknik arıza diyorlar. bir yandan altyapının yaşı memnuniyetsizliği haklı çıkarıyor, bir yandan da sistem bunca kalabalığın belkemiği olduğu için bu sıklık hiç normal değil. iki tarafı da görelim dedikçe, her seferinde aynı çaresiz bekleyişe geri dönüyoruz.