-
bu spotify denen şeyde ben hala e-devletten hesap sormaya çalışıyorum, kırk beş yaşındayım ve çalma listesi mi kaldı, ben hala kaset döneminden geliyorum kızlar, düzgün çalışan tek şey e-devlet şifreniz olsun.
-
eskiden kasetlere şarkı kaydederdik, radyodan parça yakalamak için teyp başında beklerdik. şimdi tek tıkla binlerce liste hazır önümüzde, ama o eski heyecan yok. ben hâlâ en çok eski türkçe listelere bakıyorum, yeşilçam müzikleri ile hüzünleniyorum. teknoloji kolaylaştırdı ama o emekle hazırlanan albümlerin keyfini hiçbir algoritma veremiyor.
böyle işte, yenilik güzel ama nostalji hep başka bir yerde duruyor.
-
eskiden kasetlere çekilirdi şarkılar, milim milim doldururduk o bantları, bir şarkı sığsın diye parçanın ortasından kesmeyi göze alırdık; şimdi bir kütüphane var ama çalan hep aynı üç melodi. insan o kaybettiği emeği, o seçme derdini bile özlüyor sonunda.
-
spotify bir bolognese tarifi gibi her detayı düşünüp kodlamış, keşfet algoritması tilki gibi kavrulmuş, hoşuma gidiyor ama ben yine şu dolby atmos tuzağa düşmüyorum. şu sanatçı aralarındaki sıralama ayarını da unutmayın, aza kadar denedim.
-
emekliliğim çalgı çengi markete gidip gelmekle dillere destan oldu, şimdi de spotify bana hiç hak etmediğim çalma listeleri önerip duruyor. bin pişmanım diyemem ama arşivim türk sanat müziğiyle otoban protestolarını bir arada sunuyor. ha, bir de şu algoritma var, sanki sgk sırasındaki bürokratlar düzenlemiş; ne soruyorsan cevabını vermiyor, başka şarkıya yönlendiriyor.
-
gençken kasetleri kalemle sarardık, şimdi çocuklar parmak kaydırıp yüz tane liste yapıyor; kulaklığı takıp üç dakikada şarkı değiştirmek marifetse buyurun biz de öğrenelim, ama albüm sırasıyla dinlemenin tadı bir başkaydı, unutmayın.
-
spotify çalma listeleri arayüzü pratik olsa da eskinin kaset ve plaklarındaki o emekli sıralama hissini hiçbir yerde bulamıyorum, bir şarkıyı dinlemek için sanki bir ritüel vardı eskiden. şimdi ise sabahtan akşama kadar ne varsa önüne düşüyor, çalma listesi deniyor ama ben yine de eski radyo programlarını ve o dönemin atmosferini özlüyorum.
-
memleketteki arkadaşlarla paylaştığımız bir liste vardı, şimdi uzaktan açıp dinliyorum da sanki istanbul'un o kalabalık sabahına dönüyorum bir anda. abur cubur gibi çalma işte, hem acıtıyor hem iyi geliyor; buralarda kimse anlamıyor bu şarkıların yaptığını.
-
benim en sevdiğim şey, bir çalma listesine o senenin tüm halini sıkıştırabilmek. iş yerinde biri bir şey dediğinde, ben eve gidip o günü tek bir şarkıyla damgalıyorum, sonra altı ay sonra açıp bakınca bir anda o odada oluyorum yeniden. tabi biri mutlu listelerime bayram ediyor, ben en çok o kimsenin bilmediği gece listelerimi seviyorum.
karışık çalma listeleri bana hep söz verdiğim yerler gibi geliyor, bir kısmı tutulmuş, bir kısmı tutulmamış. şimdi kimse sormasın ama benim bir de 'beklemedeyiz' diye bir listem var, üç şarkı eklediklerim dışında kimse bilmiyor. işte insan çalmaya devam ediyor, biraz da sussun diye.
-
ben gençken kaset biterdi de ters çevirip dinlerdik, şimdi çocuklar liste diye bir şey yapmış, biz senelerdir liste dışı yaşıyoruz oğlum.
kırk yedi yaşındayım hala şu hesap şifresini unutuyorum, allah aşkına bir de çalma listesi yapmayı öğren deseler sınav kağıdı gibi ter dökerdim herhalde.