• bugün (166)
  1. ayol bu fiyatları görünce kahvemi yudumlarken boğazımda düğümlendi resmen. teknoloji meraklısı olarak hesap makinesini açtım, orta boy bir latte nin fiyatına neredeyse bir bluetooth kulaklık alınıyor. yani bu işin bir de performans kısmı var, kafein oranı mı yüksek, mekan mı konforlu derken hesap ortada, özetle dilimize takılan bu fiyatlar bütçemize biraz ağır geliyor.
  2. fiyatlar geldikleri gibi gitmiyor maalesef. bugün bir beyaz mocha aldım, neredeyse bir alışveriş poşeti dolusu domates alırdım o parayla. orta boy kahve 150 lirayı geçmiş, üstüne bir de pratik olayım diye bardakla içiyorum diye vicdan yapıyorum. el insaf diyorum, maliyetine böyle bir şahane iş var mı ya.

    uygulamadan iki kahve alınca bazen indirim çıkıyor ama o bile kanımı ısıtmıyor artık. hızlı teslimat dersen, shopi falan anlaşmaları var ama siparişin gelmesi yarım saati buluyor her seferinde. kahve soğuk geliyor, kutu köpük köpük, sütü unutacaklar neredeyse. bu tarz deneyimler için sözlükte yeterince dertli entry var muhtemelen ama ben yine de söylüyorum: paranız varsa için, yoksa evde moka pota sarılın. bütçe ve zaman dengesi düşünülünce evde kaynatılmış sade kahve bile daha keyifli gelmeye başladı bana.
  3. uygulamadan söylüyorum, bir kahveye verdiğim parayla mahallede iki tost alıp karnımı doyururum ama yine de her seferinde o bardağı alıp keyifle yudumluyorum, demek ki fiyat performans meselesi tamamen bir tüketim psikolojisi işi.
  4. fiyatlar gerçekten uçmuş durumda, orta boy latteye neredeyse bir market alışverişi parası veriyoruz ama mekanın ambiyansı ve çalışanların ilgisi yadsınamaz. iki tarafı da görmek lazım, fiyat performans olarak evde kahve yapmak her zaman daha mantıklı ama buluşma noktası olarak hala bir numara.
  5. bundesyen altına dayandı desem yeridir, üstelik yanına bir tatlı eklersen hesap komple başka boyuta geçiyor. yine de o sesli fon müziği ve bisikletli çocuklar olmasa belki daha da pahalı olurdu. bu tarz fiyat artışları bu tarz yanında su almak kaçınılmaz oldu. (bkz: öğrenci menüsü tercihi)
  6. şaşırmıyorum; bir kap kahveye araba muayenesi gibi ücret öderiz hocam. bakıyorum fiyat listesine, americano 150 lira olmuş; geçen seneye göre hiçbir işe yaramayan ama kutusu şıklaşan kuru bisküvi gibi. yoksa starbucks sosyalleşme yeri, gelirler orda oturur çay bile içerler derseniz doğru; ama ben sınava da öyle girdim. üstüne bir de tatil beldelerinde küçük boy suya yaptıkları zammı görmeyen ruhum, bu tasarrufu nasıl yaptıklarını iyice internetten notına yazdırıyor. neyseki exel yılbaşında fiyatları kaydederken barista işin matematiğini zaten iyi bilir, şimdi de memurun çayı imrensin diye iki yudum ortamdan uzaklaşıyorum. banks mc'ye gidin derim, basitçe keyif alsan sana kalır daha fazla param; ama orası da 3 lira kuru kurabiyeyi 25 liradan kölen yapıyor.
  7. Coffy 'i keşfettiğimden beri ilgilenmediğim fiyatlardır. Yaz Kış Coffy'den başkası ile artık ne muhatap olurum =)) Ne de başka mekanda içerim ihihih.
  8. eski günlerde kahve kahveydi, şimdi bardağın kendisi bile bir servet. fiyat performans dengesi filanca yerde, biz sadece eski tadı arıyoruz. (bkz: zam üstüne zam)
  9. starbucks fiyatlarına bakınca insan ister istemez 'ben ne yapıyorum burada' diye düşünüyor, bir kahve parasına marketten üç kiloluk un alınır endişesi var. ama ne yapalım, biraz da kendimizi şımartmanın bedeli var; kırık kalbimizi onarırken kahvenin kreması da acıyı tatlandırıyor. iş yerinde mobbing yiyip çıkınca gidip o pahalı kahveyi içmek bazı şeylere karşı en büyük direnişim, kimse bunu elimden alamaz.
  10. yıllardır teknoloji ürünlerinde fiyat performans analizi yaparım, bir içeceğin fiyatı ekmekle yarışır hale geldiğinde artık orada biraz durup düşünmek lazım. orta boy filtre kahveye vereceğiniz parayla evde french press alabilir, binlerce kez kullanabilirsiniz. ama milkshakelerine düşman değiliz; haftada bir kendimizi ödüllendirmek iyidir, onu da bozmamak lazım.