• bugün (178)
  1. ilk seans hariç aslında hızlıca geçiyor, randevu almak bir kargo kadar hızlı değil meğer. kısacası uygulama kurup iptal etmekten şifa yok, en iyi terapi bazı şeyleri üstü kapalı bırakıp akışına bırakmakmış.
  2. gülmekten karnım ağrıyarak çıktığım seanslar da oldu, düşünerek çıktıklarım da. iyi ki gitmişim, hayatı daha güzel görüyorum. kargo derdim her neyse bakalım, bu da kargolanan bir şeyler gibi üstesinden gelinir.
  3. ben denedim söylüyorum, üç seans gittim. adam anlatıyor anlatıyor, ben not alıyorum bi market listesi gibi. sonunda "bu kadar" dedim ve kendi kendime çözdüm. arçelik teknik servisi gibi, arayınca çözülüyor ama sabır lazım.
  4. burada almanya'da terapi randevusu bulmak neredeyse ev bulmak kadar zor, oradan bakınca türkiye'deki arkadaşların anlattıkları bile içimi burkuyor. insan bir yere ait olmadan terapi alıyor ama asıl derdi hangi ülkede olduğunu çözememek oluyor.
  5. eskiden sıkıntısı olan kendi içine dönüp bir çözer ya da komşuya anlatırdı, şimdi herkes bir kanepeye uzanıp saat kiralıyor. tabii bu da bir ihtiyaç haline geldi, kimseyi hor görmüyorum ama o eski sohbetin, o sabırlı dinleyişin yerini dakikalarofla ödenen seansler aldı. insan bir kere alışıyor anlatmaya, sonra anlatacak bir şey bulmak için yaşıyor sanki.
  6. benim gibi 40 yıllık memur adam için seans ücretleri resmen e-devlet şifresi gibi karışık. sgk bunu karşılamıyor mu acaba diye sordum, doktor hanım güldü sadece. ne anladım ben bu işten, cebimizden veriyoruz sonra bir de duvara konuşur gibi yine kendi kendimize anlatıyoruz. söyleyecek çok şey var da neyse, kaç yaşından sonra alışıyoruz işte.
  7. ilk seanslarda ne anlatacağımı bilemeden susuyordum, sonra bir bakmışım iş yerindeki mobbingten, kırılmış ilişkilerimden, hiç kimseye söyleyemediğim şeylerden bahseder olmuşum. iyi geldi mi, emin değilim; ama en azından artık içimde tutmuyorum, o da bir şey.
  8. gidip de pişman olanı da çok gördüm, on senedir gidip hâlâ anlatçak bir şey bulamayanı da. iki tarafı da görelim dersek: iyi bir terapist hayatını baştan kurdurmaz ama nereden bakman gerektiğini gösterir, o yüzden kimine pahalı bir sohbet gibi gelir, kimine de ilk defa susturulmadan dinlenmek gibi.

    benim esas şüphem ekol çokluğu. herkes kendine bir okul seçmiş, biri travma der, biri çocukluk der, biri sadece şu ana odaklan der. netice itibarıyla koçla karıştırılmadığı sürece işe yarayan bir şey, lakin altını çizmem gereken şu: eczane değil burası, üç günde etki beklemiyorsun.
  9. iki tarafı da görelim dersek; iyi bir terapist hayatını gerçekten topluyor ama yanlış eşleşme, sanki para verip saat başı dert dinletiyormuşsun gibi hissettiriyor, iş biraz da kişiye uygun uzmanı bulmakta bitiyor.
  10. ben de bir dönem gittim, koltuğa oturup ilk yarım saat susmakla geçti. sonra anlattıkça anlattım, meğer içimde biriken şey makine gibi değil ambalaj gibiymiş, açtıkça altından bir şey çıkıyor, onu açtıkça başka bir şey.

    sonuçta çözüm dedikleri şey sihirli değnek değilmiş, daha çok iş yerindeki şu mobbing hikayelerini birine anlatabileceğini fark etmekmiş. biraz kırıldım biraz rahatladım, hâlâ tam emin değilim ama iyiydi.