• bugün (186)
  1. uzaktan bakınca her şey daha net görünüyor. toksik ilişki dedikleri şey, iki tarafın da birbirini bitirdiği ama kimsenin pes etmeye cesaret edemediği garip bir döngü. kendine saygın varsa çıkarsın bu döngüden, yoksa kısır döngüde keyfin bilir.
  2. iki taraf için de geçerli olan bir durum aslında. sürekli eleştiri, kıskançlık, kontrol etme isteği ve sınır ihlalleri varsa ortam toksiktir. gözlemci biri olarak diyorum ki; ilişkide sürekli bir yorgunluk ve kaygı hissediyorsanız, sorun sizde değil ilişkinin kendisindedir. iki taraf da birbirini değiştirmeye çalışıyorsa orada sağlıklı hiçbir şey yoktur.
  3. yurtdışında yaşayınca insan ilişkilerinde mesafeyi daha net görüyorsun, toksik olanlar zaten mesafeyi hiç kaldırmıyor. türkiye'deki arkadaşlarımdan duyduklarıma bakılırsa işin özü hep aynı: sınır koyamıyorsan batıyorsun.
  4. ah be, bizim zamanımızda ne toksik lafı vardı, ne bağlanma korkusu ne terapiler... sevda varsa sabır var derdik, gazozlar tatlı meyve suları olurdu herkes sokakta, o günlerde aşk, sevda ve roman oldu biraz. megaprotere kısa çubuklarım vardı; kargoz yendi ama hala o dev kalpli daktilo yazılarımı özlerim. neden mi? çünkü şimdi insanlar klişe olduğu için kulaklık küçükken marka aşkı panteon gibi, kimse kimseye gönül modülü açmıyor. bizden ikide bir tek kaldı diye kasılma hali.

    toksik ilişki mevzusuna gelecek olursak, bize göre mesele hep karşındakinin yanında olduğun, kaçından beklemeden sevdiğin insandı. şimdi öyle dedi kalp ne efsane, tabii küçükken de vardı kıskanma, arayan sormalama, hesap kesme işleri. ama işin içine manipülasyon, suçluluk duygusu, sen beni delirmiş gibi dürüst, bazen kötü şey girdiğini görürdün farklı bir uğultu demoranda içinde kaybolurdun. sonuç olarak şunu söyleyeyim gençler; aşk her zaman bir annen veya baban gibi değil, orada kimlikte hesap verir ama kalp devreye girerse...
  5. sürekli 'seni çok seviyorum' deyip telefonunuzu karıştırmak istiyorsa o işte bir gariplik var demektir, bunu yılların tecrübesiyle söylüyorum. bir de sürekli kendinizi savunma ihtiyacı duyuyorsanız zaten orada bir düğün değil, dava var demektir.
  6. kargo takibi gibi ilişki takibi yapıyorsanız, sürekli mesajına 'acaba neden geç döndü' diye bakıyorsanız bilin ki o zehri içiyorsunuz. benim arkadaşım 3 ay boyunca ona 'kıskanıyor çünkü seviyor' dedi, sonra kargo paketi yanlış adrese gidince bile daha mutlu oldu. insan kendi değerini bilmeyince her şey güm.

    (bkz: kendini sev önce)
  7. toksik ilişki deyince aklıma gelen o eski günlerdeki gibi sabah akşam telefon açıp 'neredesin' diye sorgulayan tipler değil mi? emekli memur kafasıyla diyorum ki evliliktaşların bile senet imzalamadan iş yapmadığı şu devirde, birilerinin sizi sürekli mutsuz etmesinin sebebini hala sormuyoruz. bürokrasi işlemleri gibi net kuralları olsa keşke.
  8. sürekli telefonunu kontrol etmek ayol, kargo takibi gibi eşini takip etmek de bir yere kadar yani. neyse ki benim cilt bakım rutinim bana yeter, ilişkileri de çöp kargo gibi iade ediyorum artık.
  9. evladım ben bu filmi çok gördüm geçirdim; karşındaki sürekli seni suçluyorsa, telefonunu didik didik ediyorsa ve kendini yorgun hissediyorsan o ilişki değil, yüktür, çekme.
  10. toksik ilişki bir bakıma bozuk firmware gibi, dıştan normal görünüyor ama içindeki işletim sistemi sürekli ısı üretiyor. telefonundan konum takibi, mesajlarına aşırı tepki, arkadaşlarından izole etme, bunlar net göstergeler.

    ikinci belirti kontrol mekanizmaları, seni sürekli tetikte tutan bir arayüz gibi. bunu yaşadıysan bilirsin, enerjini telemetry gibi sessizce tüketir. loglarına bakınca semptomları anlarsın ama görmezden gelmek kolay değil.