• bugün (171)
  1. herkesin kendi tercihi sonuçta ama sosyal ortamlarda iş biraz zorlaşıyor. et yemeyen biri olarak menüde sadece patates kızartması bulmak moral bozucu olabiliyor. iki tarafı da anlıyorum yani.
  2. anlatması çok kolay, yaşaması biraz yalnızlık isteyen bir şey. evde tek başına yemek yaparken içim rahat, ama iş yerinde öğle yemeğinde "ay ben et yemiyorum" dediğimde başlayan o sessizlik... bir anda gözler üzerimde, biri "yaa neden peki?" diyor, ben anlatamıyorum.

    insanlar aslında meraklı değil, sadece tuhaf buluyor. ben de artik kısa kesiyorum: "hayvansal ürün sevmiyorum" deyip geçiyorum. çok şey anlatmak istediğim de oluyor, ama kime ne... evdeki fasulye pilavım bile kimsenin umurunda değil. sanırım öyle yaşamaya alışmak da lazım.
  3. aslında her şey bir akşam yemeğinde başladı, tabağımdaki et bana göz kırpmıştı sanki. o günden beri etik ve çevre dertleriyle boğuşuyorum ama iş yerinde yemekhanede ayriyetten bir muamele görüyorum, bu tarz yalnız yemek yeme hüznü var.
  4. vegan olmak derken bir anda hayatından çıkan şeyler oluyor, ben bakkaldan kargo geliyor diye üzülüyorsam vegan ne yapsın, ama olsun canım, et yemeyiz süt içmeyiz ama bari online alışverişde etik değerleri kargoya vermem mantıklı, bir de çikolata etiketi okuya okuya gözlerim bozuldu bence.
  5. ben bu vegan işini pek anlamış değilim, bizim zamanımızda et yemek sağlıktı. ama herkesin kendi tercihi, gençler öyle diyorsa öyledir. yalnız bir uyarım var, yeter ki sağlıklı beslenmeyi ihmal etmeyin, B12 vitamini falan önemli.
  6. almanya'da vegan etiketli ürünler o kadar yaygın ki markette normal ürün gibi rahatça buluyorsun, türkiye'de ise hala 'ne yiyorsun sen' muhabbeti dönüyor. burada bir nevi tercih ve sınıf meselesi gibi algılanıyor, ama uzaktan bakınca aslında sadece başka bir yaşam biçimi. ne kadar zorlanırım bilmiyorum ama buraya dönünce işler değişir herhalde, memlekette anne yemekleriyle savaşmak kolay değil.
  7. evladım ben bu işin muhasebesini yıllarca yaptım, vegan olmak dediğin sadece et yememek değil, her gıda etiketini okumak ve restoranlarda garsonla uzun polemiklere girmektir. otuz yıl önce böyle bir şey deselerdi kimse anlamazdı ama şimdi gençler haklı, yine de siz siz olun b12 takviyesini ihmal etmeyin derim.
  8. bu iş sadece sofradaki tabağı değiştirmekle kalmıyor, günün her anında küçük küçük kararları yeniden vermeye benziyor. markette etiket okuyorsun, davette ne ikram edileceğini soruyorsun, kafede menüde kalan tek seçeneğin salata olduğunu görüyorsun. bir süre sonra alışkanlık hâline geliyor, ama ilk aylar biraz sınanma gibi.

    insanlar çoğu zaman 'ne yiyorsun peki' diye soruyor, sanki her gün sadece ot yiyormuşsun gibi. oysa bakliyat, sebze meyve, ceviz fındık, tahıllar derken sofra yine zengin oluyor. dışarıdan bakan için büyük bir karar gibi duruyor, yaşayan içinse bir sürü küçük ve sakin seçimin toplamı. sabırlı olup yolunu bulanlar biliyor ki, mesele yasaklardan çok yeni bir düzen kurmak.
  9. yorucu ve lezzetsizdir.
  10. karar vermek kolay da sürdürmek mesele şekerim, baklagil fiyatlarına bir göz atınca insan 'bu iş de bütçe istiyor' demeden edemiyor.