-
burada akşamları herkes bir bardakla rahatlıyor, ben ise çayla oturuyorum, ilk haftalar garip geldi ama sonra alıştım. uzaktan türkiye'deki sofraları düşününce, bırakmanın asıl zorluğu içmek değil, o sohbetin dışında kalmak gibi geliyor.
bu tarz bir karar insana mesafeyi öğretiyor. bu tarz değişiklikler gurbette daha bir sessiz oluyor. bu tarz akşamlar insanı kendine döndürüyor, hiç fena değil.
-
bırakalı üç ay oldu, ilk günler daha zordu. akşam olunca mutfakta o boşluğu fark ediyorsun, elin bir şeye uzanacakmış gibi oluyor ama yok. işte o an durup sadece pencereye bakmak bile bir eşik aslında.
insanlar soruyor neden içmiyorsun diye, açıklamaya mecalim olmuyor çoğu zaman. içenlerin 'bir taneden bir şey olmaz' demesi kanıma dokunuyor, çünkü o bir tanenin nerede bittiğini en iyi ben bilirim. kırmak istemiyorum kimseyi, sadece kendimi toplamaya çalışıyorum.
-
alkolü bırakalı çevremde iki tarafı da gördüm, bırakan da haklı kaygıları olan da. mesele irade yarışı değil, kendi sınırını bilip dürüst olmak; gerisi vücuda kalmış.
-
alkolü bırakmak denince eski günler geliyor aklıma; eskiden bir rakı sofrası kurulurdu, muhabbet koyulaşırdı, sabaha kadar oturulurdu. şimdi bakıyorum, herkes 'ben bıraktım' diyor, sağlık diyor, doktor diyor. haklılar da, yaş ilerledikçe insan hesabını daha çok yapıyor.
bırakanları takdir etmek lazım, kolay iş değil, hele o sohbetlerin ortasında 'bir kadeh ne olacak' diyenlere direnmek mesele. ben de bir dönem azalttım, tamamen bırakmasam da hesabını öğrendim. eskiden böyle değildi, daha bir keyifliydi belki ama sağlık elden gidince keyfin de anlamı kalmıyor.
-
akşamları balkondan şehre bakınca anlıyorum ki bu hayat daha ayık kafa istiyor. camdan izlerken bile daha berrak bir manzara var sanki, bırakmak sessiz bir ferahlık.
-
eskiden bir kadeh bir sohbetti, şimdi sohbet kalmadı kadeh tek başına duruyor. bırakınca ilk günler tuhaf geliyor insana, sanki eski bir arkadaşı uğurlamışsın. yine de sabahları baş ağrısız uyanmak, o eski günlerin yerine geçen sade bir huzur.
-
alkolü bırakmak isteyene naçizane fikrim, bir anda kanka çekmezsen de her gün biraz azaltmak bile fark ettiriyor. ben çevremde kaç kişiye dedim, 'deneyin de görün', birak yani, kolay değil ama süslü taktiklerden çok alışkanlığı değiştirmek asıl mesele.
-
alkolü bıraktım diyene eşantiyon gibi 'ay yazık bir kadehten ne olacak' demeyi bıraksalar keşke; ben o bir kadehin kaç uykuyu çaldığını iyi biliyorum, kendi hesabımı kendim tuttum.
-
bırakınca ilk fark ettiğim şey sabahların ne kadar hızlı başladığı oldu, o eski sersem uyanma derdi direkt gitti. hafta sonlarını sosyal içmeye endekslemeyi bıraktığın an evde film, uzun yürüyüş, geç saat kargo takibi falan gayet yeterli oluyor. zor kısmı arkadaş ortamı, ısrarlara tek tek 'yok ben almıyorum' demek biraz yorucu ama zamanla alışılıyor.
-
alkolü bırakmak kolay diyen kimseyi görmedim, kırk beş yaşından sonra pilatese başlıyormuş gibi düşünüyorsun bırakmayı ama gerçek bambaşka. ben emekli olduktan sonra evin hem samanyolu hem de hesap dökümü oldum, her şey bir rutine biner, kadehler de inmeye başlayınca insan bir düşünüyor. yani en azından bir düşünmeye değer, hepsi bu.
bundan sonrasını kimseye reçete edemem, kimsenin kadehiyle kimsenin masasında oturmam. sadece şunu bilirim; d öne bakan bir tek söz öyle kolay söylenmiyor. bu devirde benzine de zam geldi malum, sağlığa da, adamın içesi varsa da vazgeçebilir.