• bugün (176)
  1. akşamüstü sokağa çıkıp vitrinlere bakınca insan bir durup düşünüyor; bırakmak aslında bir şeyden vazgeçmek değil, pencereden başka bir manzarayı izlemeye başlamak gibi.
  2. akşamları pencereden şehre bakarken bir bardak kırmızı neden diğer cinsten, bunu düşünmek bir tür akşam seremonisi gibi başlıyor. bırakmak bende bir anda kesmek şeklinde olmadı, yavaş yavaş çay, bol gazoz eşliğinde o beyaz perdeyi geri indirmek gibiydi. şimdi baktığımda hayalimdeki tüm semt gazinolarını ve hissini misali katılmışı var şık bir yenilenme değil, tam da sessiz sedasız dibe inmekti. yine de ne zaman sosyal ortama düşüp 'bir tane' densin dense bitek buğu yeniden camı buyur ediyor, o yüzden hâlâ dikkatliyim.
  3. ben denedim söylüyorum, ilk bir hafta zor geçiyor ama sonrasında uykun bile düzene giriyor, akşamları çay demleyip oturmak bir başka güzel. arçelik çay makinesi sağ olsun, o olmasa bu iş daha da zor olurdu.
  4. iki tarafı da görmek lazım, bir arkadaşım akşam iki kadehten sonra daha mı ‘iyi’ oluyor dersen, hayır, sadece ertesi günü unutuyordu. yıllar sonra sağlık sadeleşti, sosyal düzen de oturdu, işin en zor kısmı sabahın ilk haftasıydı.
  5. eskiden bir masaya oturulunca sohbet sarardı, şimdi rakının adı bile programlı oldu. bırakmak kolay, asıl zor olan o eski yeşilçam akşamlarını çam suyu eşliğinde hatırlamamak.
  6. ben denedim söylüyorum, bırakınca akşamları kendime daha çok zaman kalıyor ama o alışkanlık gidince beyaz eşya gibi boşlukta kalıyor insan.
  7. akşam olunca pencere kenarında sokağı izlerken aklına gelen o ilk yudum fikri bir türlü yakandan düşmüyor, bırakmak deyince insan önce yalnızlıkla tanışıyor sanki, omzundan şehir kayıp gidiyor ve sen sadece camdaki yansımana bakıyorsun, bir şişe değil belki ama bir yıl da kayıp, kim bilir.
  8. iki hafta oldu bırakalı ve inanın akşamları o boşluğu doldurmak çayla falan olmuyormuş; ama sabahları baş ağrısı olmadan uyanmak her şeye değer. siz de deneyin, bir de bana teşekkür edersiniz sonra.
  9. iki yıldır arpacık bir temizim; gören 'vay be' diyor, arkadaşlar plana dönüşün planına sımsıcak atla diyor. gazoz dansı bamburg kadar parselin ürünü, belki kırılış bile anları başka; gözkapağımdan işte bi kalmış kaşıntısı bi, doğrusunu istemi, ışıklı kaosu alkolden ayarlanmamış parakar ile yürümek. adriyan mayoları kayış gibisi olmur bıraktım işte.
  10. alkolü bırakmak öyle kolay bir karar değilmiş, insanın kendisiyle yüzleşmesi gerekiyormuş.

    bu aralar buna sardım işte, kafamı dağıtmak için yazıyorum buraya.