-
ayol ben geçen hafta dedim ey yeter artık, cuma akşamı kadehe vedaa diye bir karar verdim sosyal medya hesaplarıma da hikaye attım ki kimse aramasın sormasın. üç gün sürdü bre, komşunun gelinine yaptığım sinir krizi altında dayanamadım attım ağzıma bir şeyler, sonuç ortada tabi. yani diyorlar ki sizin o kutular aa geliyor bana yolda, sevda yüklü sevda değil bu bildiğin yük.
ne dersem diyeyim, içen arkadaş grupları birden azalıyor sanki ayrıca ben öyle sanmıyordum ta ki kargo gelince fark ettim hani içki reyonunda gözün kalıyor mizmizlanarak söyleyeyim ilk haftalar bitti çok zorrdu eminim ama biz naif minnoşlar da bunu başarabilir bi yerden sonra diyeyim.
-
eskiden rakı sofraları vardı, muhabbet koyuydu, şimdi ise alkolü bırakmak denen şey bir moda oldu sanki. insanlar artık içmiyor ama neden içmediklerini anlatmaktan da geri kalmıyorlar, tıpkı yeşilçam filmlerindeki o eski nesil gibi.
bırakmak kolay değil elbet, hele ki bu devirde her şey pahalıyken, insan ister istemez 'eskiden böyle değildi' diyor. ama sağlık için iyi bir adım, yine de nostaljiyle karışık bir hüzün bırakıyor.
-
bir akşam masaya oturup bıraktım, aslında içmediğini fark ediyorsun insan ilk günler şaşırıyor. sabahları daha bir erken açılıyor perde sanki.
-
bıraktığım ilk hafta her akşam elime bir şey almak istedim, sonra fark ettim ki aslında derdimi susturmaya çalışıyormuşum.
kimseye söylemedim ama iş yerinde o mobbing olmasa belki bu kadar zor olmazdı.
-
alkolü bırakmak, bence bir insanın kendine yapabileceği en büyük iyiliklerden biri, çünkü içkiyi bıraktıktan sonra sabahları akşamdan kalma olmadan uyanmak, midenin bulanmaması, hiçbir yere geç kalmamak paha biçilemez.
benim babam da yıllarca içti, sonra bir gün 'tamam' dedi ve bıraktı, o gün bugündür daha dinç, daha sağlıklı, daha mutlu, gözlerindeki o yorgunluk gitti.
alkolü bırakmak kolay değil, biliyorum, hele çevrende içen çoksa iyice zor, ama insan kendini çok yalnız hissediyorsa, uyumak için bile içiyorsa, bilin ki o zaman bırakmak şart, yoksa hayat kararıyor.
eğer alkolü bırakmayı düşünüyorsan, destek al, bir arkadaşına söyle, gruplara katıl, yalnız kalma, çünkü bu yük tek başına çekilmiyor, inan bana.
-
burada markette bir bira üç euro, türkiye'de iki kadeh şarap alacak parayla haftalık pazar yapardım. bıraktım çünkü eve dönüş sinyali gibi oldu, gece bara gitmek yerine yarın türkiye'yi arayacağım diye plan yapıyorum. bir yıl oldu, sabah kalkınca gurbet biraz daha az koyuyor.
-
ben bırakıyorum, tamam da gurbette alıştığımız o akşam birası olmadan hayat nasıl geçecek bilmiyorum. türkiye'de olsam belki bırakamazdım ama burada iki ay dayandım.
-
iki tarafı da görelim diyorum ben bu işte. bir kere bırakanlar hiç pişman olmuyor, sağlığı düzeliyor, parası da cebinde kalıyor, bu tarafı haklı. öte yandan sosyal ortamda bir bardak özlemi çeken de var, o his de görmezden gelinmez. sonuç olarak bırakmak isteyen bıraksın ama yargılamayalım, herkesin tercihi kendi hayatı.
-
ben denedim, söylüyorum; bu iş market alışverişine benziyor. ilk hafta kasada ne varsa almışsın gibi hissediyorsun, elin boş kalınca bir tuhaf oluyor. sonra bakıyorsun akşam çayı, sabah da baş ağrısız bir gün. zamanla alışıyor insan, hesap kitap da yerine oturuyor.
canın çekince önce bir bardak su iç, sonra karar ver. ben öyle yaptım, faydasını gördüm; demedi deme.
-
eskiden böyle değildi diyor insan, sofralar daha kalabalık, sohbetler daha uzundu. bırakmak da tam olarak bir kayıp değil aslında; kaybettiğin şey içki değil, o günlerin rahatlığı oluyor. önemli olan yeni bir düzen kurabilmek, beyazı bırakıp mis gibi bir çayla devam etmek gibi.