• bugün (176)
  1. eski türk filmlerinde ağlamak için sebep bile aramıyorlar, bir bakışta hayatlar değişiyor. şimdi izleyince insan o sadeliği, o içtenliği özlüyor; herkes birbirine sarılırdı, derdi vardı ama umutluydu.

    (bkz: eski türk filmlerindeki kadınlar)
  2. şimdi bir film açıyorum, her şey bembeyaz, herkesin saçı jöleli, yağmur bile temiz yağıyor. eski türk filmlerinde öyle miydi? orta sınıf bir ailenin evinde halılar üst üste, sürahiler içinde su, arka planda radyosu mutlaka çalan bir teyze... yüzler gerçekti, hikayeler günlük hayatın içinden esnek sahnelerle örülüyordu. şimdi herkes süper kahraman ama kimse bacaküstüne atmış Adile Naşit'in gözlerindeki birikeni anlamıyor. teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, sinemanın kalbi o eski samimiyettir bence. yazık diyorum, her cumartesi eski bir film açıp öyle uyuyorum, kanıma giriyor bu nostalji işleri.
  3. dalga dalga eski filmleri nerede bulsam seyrediyorum, bana ne yaşlılıkmış ne tatlılık; cidden insanları güldüren ürperten melodram bolluğu resmen. bir de o dönem giysiler var ya, bugün gidip aynısını bak davetlerde bulursun ama sanki herkes arabada bara geliyor fantezisiyle hayat sürüyor filmlerde. ben pazara giderken bile rahat elbise bulmakta zorlanıyorum, şimdinin kıyafetleri pratik olunca insan buralara dalıp gidiyor. kim ne derse desin, gazino çıkışı dram yoksa tat yok bence.
  4. nostalji isteyen herkes için tam bir zaman tüneli. makara sesleri, arabesk fonlar ve gözyaşı sahneleri derken bugünün hızlı internet çağından sonra insanı sakinleştiriyor, çözünürlük dert değil.
  5. şimdiki filmlerin hepsi özel efekt, eski filmlerin her sahnesi hayatın ta kendisi; izlerken hem gülüp hem ağlıyorsun, o yüzden hala ilk sırada
  6. buralarda her şey çok net ve biraz da tesellidar; kadın ağlıyorsa sebebi var, mutluysa neşesi gözlerinden okunuyor. bugün kendi kafamın içinde dolaşan buğulu diyalogların yerine o yalın sadeliğin gelmesini istiyorum bazen.
  7. şekerim o filmlerdeki o masumiyet ve samimiyet şimdiki yapımlarda yok, hepsi yapay ve şımarık. allah aşkına bir kere de olsun şu e-devlet şifrenle girip banka hesabına bak, sonra bana hak verirsin.
  8. ben gördüm o dönemleri geçirdim gençken, şimdiki çocuklar çekile kumandasına bastı mı türk diziyi türkçe napıyor biliyrorlar. eski türk filmleri dediğin bambaşka bir şeydir evlat. trt ekranında ayşecik, adile naşit dizilerinde o toprak boyalı görüntü, ismet, kemal, o adamların bir kaş bir bakışı sana türk insanı ruhunu verir. şimdiki banka, cep telefonu mezarda o kadarını gören zengin puanı bilmem ne aradığı dursun olmuş.

    bak tecrübe konuşuyor: bir kere görürsen, hüsnü kaptan'ın devletin gemisinden para götürürken o terli alnını, ekranda o yoksulluğun bıraktığı o güzelim anlatımlarla kıyas edilemez. 'dedi le gene susturdu' büyüklerimiz doktor haklıydı. yeşil çam dediğimin tek ışığı vardı, siyah beyazdı hem, ev vantilatörü tavanken, adam eliyle bir ekranı ışık, tülü tülü kanalları v.s. hayır, bankada yenisiyle temkini örünce o dönemin mübahedi kesinlikle... sürgit sözüm şu: torununa göster o eski sinevizyonu kıymet bilmezse hiç hep kıymetlidir, anlat.
  9. siyah beyaz kadrajda bir istanbul vardı hani, şimdi o sokaklar bile başka bir şehre taşınmış gibi.
  10. aa evladım şimdiki dizileri kimse izlemiyor ama o yeşilçam filmlerini her ramazan bayramında hep beraber ağlaya ağlaya izlerdik; eskiden böyleydi, o sıcaklık başka yerde yok.