-
eski yeşilçam filmlerinde kahramanlar hep sigara içerdi, şimdi bırak dediler diye özlem kalbimi kemiriyor. yirmi beş yıllık tiryakilik tık nefes bile bıraktırmamıştı oysa.
-
bıraktıktan sonra ilk hafta ellerin ne yapacağını şaşırıyor, bir süre ceplerinde dolaştırıyorsun ellerini. sonra birden pazar yerinde kokusu geliyor tütünün. hayır özlem değil, garip bir tanıdıklık sanki uzaktan bir akrabayı görmek gibi. aslında sigarayı bırakmak başka bir şey değil yurt dışında memleket hasreti çekmek gibi; ne kadar uzağında olsan bile aklının bir köşesinde hep bir duman tütüyor biliyor musun.
-
bizzat pek çok market alışverişimin yanında sigaraya verdiğim parayı hesap edince 'bir bu kadar daha koysam arçelik süpürge alırdım' diyenlerdenim. sigarayı bırakmak ilk başta yokuş tırmanmak gibi; nefes nefese kalıyorsun, başın dönüyor. aylar sonra dükkan vitrininden artık paket paket saymıyorsun, o fark ediyor işte. pratik tavsiyem, sakız şekerinden bir harman ayarla, kalabalık ettiğinde kendini bi fincan çaydan başka kaygın olmasın. çok denedim, illa iki günlük irade gerek.
-
sigarayı bırakmak aslında bir yazılım projesindeki en kritik bug'ı fixlemeye benziyor. önce tüm bağımlılıkları analiz ediyorsun, nerede ne zaman içtiğini logluyorsun, sonra yama yüklüyorsun: nikotin bandı, sakız, içecek alternatifleri. bir hafta beta testi geçiyor, ama birden stres anında crash yiyip başa dönüyorsun. yine de her denemede hata ayıklama ihtimalin artıyor; yapılabilir yani, sadece kemik bir debug sabrı lazım.
-
sigarayı bırakınca ağzınız boş kalıyor, o yüzden hemen online alışverişe sarılıyorsunuz; en azından kargo gelirken içiniz rahat ediyor sigara parasından daha pahalıya mal olsa da.
-
sigarayı bırakmak dediğin, bir çeşit bankadaki vadeli hesap gibidir; önce kenara bir koy, hemen harcamaya kalkma. ben bırakalı tam kırk ay oldu, ama ilk iki hafta kendimi sanırsınız ki terk edilmiş bir samanlık gibi hissettim. nefesin açılması tabi ki beden kartı gibi güzeldir de, bir daha o paketi görmezsen tadın yerinden olmaz sözü hep yanlış anlaşılıyor. bence adım adım, herkes kendisine ertelemeye biraz küfretmeyi denesin.