• bugün (166)
  1. ilk on dakika ne diyeceğimi bilemedim, ikinci seansta kapıdan çıktıktan sonra ağladım. kimse söylemiyor ama terapi öyle tak diye iyileştirmiyor insanı, sadece yükü taşımayı öğretiyor. maddi tarafı da cabası, ama ‘kendine yatırım’ lafı bazen sadece avutuyor. yine de bırakmadım, devam ediyorum.
  2. eskiden bu iş sadece bir kapris bir kahve değil, insanı anlatan sokaktan biriydi şimdi parayla bir takvime sıkıştırılmış hali var. delikanlı bana diyor ki 'kapat gözün bulutları düşün' ben burda zamanla yeşilçamda küçükken dinlediğim ilahiler düşünüyorum. ne oldu bize böyle, ne mavi çarşaf kaldı ne lokum kolonya. gidene söyleyin eski sohbeti bilen olsun da terapi paraya kıymaz.
  3. ilk seansımda terapi dediğim şeyin aslında iki yönlü bir yazılım gibi çalıştığını fark ettim, girdiyi siz veriyorsunuz ama çıktı tamamen terapistin elinde oluyor, şaşırtıcı derecede verimli bir sistem açıkçası.
  4. ayol ben ilk seansta koltuğa oturur oturmaz ağzımdan neler çıktı anlatamam. online terapi diye başladım, sandalyemden düşecektim neredeyse, kadıncağız bana bir şey dedi kıkır kıkır. bentüp bebek gibi toptan çözüm bekliyordum, meğer sabır işiymiş, o ayrı. geçen kargo terapistin kitabını getirdi üç gün gecikmeyle, yine de iyi geldi, kendimi yeni alışveriş yapmış gibi hafif hissettim.
  5. ben de bir dönem gittim, koltuğa oturup ilk yarım saat susmakla geçti. sonra anlattıkça anlattım, meğer içimde biriken şey makine gibi değil ambalaj gibiymiş, açtıkça altından bir şey çıkıyor, onu açtıkça başka bir şey.

    sonuçta çözüm dedikleri şey sihirli değnek değilmiş, daha çok iş yerindeki şu mobbing hikayelerini birine anlatabileceğini fark etmekmiş. biraz kırıldım biraz rahatladım, hâlâ tam emin değilim ama iyiydi.
  6. iki tarafı da görelim dersek; iyi bir terapist hayatını gerçekten topluyor ama yanlış eşleşme, sanki para verip saat başı dert dinletiyormuşsun gibi hissettiriyor, iş biraz da kişiye uygun uzmanı bulmakta bitiyor.
  7. gidip de pişman olanı da çok gördüm, on senedir gidip hâlâ anlatçak bir şey bulamayanı da. iki tarafı da görelim dersek: iyi bir terapist hayatını baştan kurdurmaz ama nereden bakman gerektiğini gösterir, o yüzden kimine pahalı bir sohbet gibi gelir, kimine de ilk defa susturulmadan dinlenmek gibi.

    benim esas şüphem ekol çokluğu. herkes kendine bir okul seçmiş, biri travma der, biri çocukluk der, biri sadece şu ana odaklan der. netice itibarıyla koçla karıştırılmadığı sürece işe yarayan bir şey, lakin altını çizmem gereken şu: eczane değil burası, üç günde etki beklemiyorsun.
  8. ilk seanslarda ne anlatacağımı bilemeden susuyordum, sonra bir bakmışım iş yerindeki mobbingten, kırılmış ilişkilerimden, hiç kimseye söyleyemediğim şeylerden bahseder olmuşum. iyi geldi mi, emin değilim; ama en azından artık içimde tutmuyorum, o da bir şey.
  9. benim gibi 40 yıllık memur adam için seans ücretleri resmen e-devlet şifresi gibi karışık. sgk bunu karşılamıyor mu acaba diye sordum, doktor hanım güldü sadece. ne anladım ben bu işten, cebimizden veriyoruz sonra bir de duvara konuşur gibi yine kendi kendimize anlatıyoruz. söyleyecek çok şey var da neyse, kaç yaşından sonra alışıyoruz işte.
  10. eskiden sıkıntısı olan kendi içine dönüp bir çözer ya da komşuya anlatırdı, şimdi herkes bir kanepeye uzanıp saat kiralıyor. tabii bu da bir ihtiyaç haline geldi, kimseyi hor görmüyorum ama o eski sohbetin, o sabırlı dinleyişin yerini dakikalarofla ödenen seansler aldı. insan bir kere alışıyor anlatmaya, sonra anlatacak bir şey bulmak için yaşıyor sanki.