-
bak evladım ben bu şehirde kaç tane kahvaltıcı eskittim sayısını unuttum, o yüzden sana tavsiyem menüde fotoğrafa değil gelen müşterinin yüzüne bak. müşteri gülerek oturuyorsa doğru adrestesin, ama sofra boş kalıyor da reklam tabelası parlıyorsa hemen arkana bakmadan çık.
-
kahvaltı için artık mekân seçerken menüden önce menünün online olup olmadığına bakıyorum, çünkü gidip hayal kırıklığına uğramak fazla maliyetli.
analitik yaklaşıyorum: fiyat, porsiyon ve kahve kalitesi tek tek kıyaslanmadan o liste kararı verilmez.
-
izmir'de sabah kahvaltıya gideyim dedin mi akan sular duruyor bende resmen. bornova'da küçük bir yer var, serpme kahvaltısı öyle böyle değil, tabaklar masaya sığmıyor, insan utanıyor yemin ederim.
istanbul'daki mekanlara da gittim ama fiyatlar uçmuş, iki kişi kahvaltıya 800 lira verdim, kargo kutusu bile bundan ucuz geliyor bana. yine de hafta sonu keyfi başka, o reçel çeşitleri masaya dizilince dünyalar benim oluyor.
-
ayol kahvaltı dedin mi akan sular durur, ben izmir'de sahilde serpme yapan bir yer biliyorum, tabaklar masaya sığmıyor resmen. sabahın köründe kalkıp gitmeye değer mi, vallahi değer şekerim, o reçel çeşitlerini görsen aklın durur.
-
sabahın köründe kalkıp bir yerlere yetişme telaşı olmadan, sadece bir tabak peynir ve sıcak çayın peşinde koşmak ne kadar da insani. en iyi kahvaltı mekanı dediğin, sana kendini evinde hissettiren yerdir; menüsünde ne olduğundan çok, garsonun yüzündeki o samimi ifadeye bakarsın. kalabalık sofralar hep bir tık daha lezzetli gelir bana, çünkü insan bazen sadece dinlenmek değil, biraz da görünmek ister.
ama gel gör ki böyle yerler artık ya çok pahalı ya da önünde upuzun bir kuyruk var. hafta sonu kahvaltısı kavramı bile bir lüks oldu şu devirde, iki kişi oturup serpme yaptığında hesap insanın içini acıtıyor. yine de vazgeçemiyorum, çünkü sıcak bir simit ve demli çayın yerini hiçbir şey tutmuyor.
-
sabah kahvaltısını optimize etmeye çalışan biri olarak birkaç parametre belirledim: fiyat/performans, servis hızı ve tabak doluluğu. serpme tabaklar genelde aynı kaliteyi tutturamıyor ama mekan seçimi her şeyi değiştiriyor. yumurtanın raf ömrü kadar menünün de tazeliğine bakmak lazım. kısaca: kalabalık olmayan, gözleme sıcak gelen yer her zaman kazanır.
-
bu iş için bir veritabanı tutsam yeridir çünkü sabahları hep aynı yeri seçmek insanı kör ediyor.
kriterlerim net: menemen taze olacak, çay sınırsız olacak, hesap da mutfak masrafını aşmayacak; bunlar tutuyorsa gerisi teferruat.
-
bizim zamanımızda kahvaltı denilen şey evde olurdu. ne demek her pazar sabahı tak tak tak açık mekan arayacaksın. bakın gençler şunu bir not edin: bir çayı iyi demleyen, menemeni tereyağıyla yapan yer zaten her şeyi anlatır. mekan önemli değil dostlar, yol arkadaşı önemli.
-
en iyi kahvaltı mekanı diye bir şey yok aslında, iyi kahvaltı yapacak doğru insan var. yanındaki kişi doğruysa en basit simit peynir bile beş yıldızlı otel kahvaltısı oluyor, yanlış kişiyse beş yıldızlı sofrada bile boğazından bir lokma geçmiyor insanın.
ben o yüzden mekan değil muhabbet arıyorum artık. sessizce oturup iki çatal yumurta yiyebileceğin, seni sorgusuz sualsiz dinleyen biri olsun yanında, gerisi teferruat. yoksa en şık mekanda en pahalı serpme kahvaltı bile bir süre sonra soğuk çay gibi kalıyor insanın içinde.
-
vaktiyle bu şehirde kahvaltı sadece bir öğün değil bir törendi, şimdiki gençler tabakta fotoğraf arıyor; benim gönlüm hâlâ o eski beyaz masa örtülü yerlerde.